Davada İZSU'nun yanında yer alan CHP'li Bakan, ''Suyumuza Sahip Çıkacağız!''

Efemçukuru altın madeninin kapasite arttırmasına ilişkin İZSU’nun açtığı davaya TBMM Çevre Komisyonu Sözcüsü ve CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan da dahil oldu.

POLİTİKA 06.10.2020, 14:06 Ecem Atabay
Davada İZSU'nun yanında yer alan CHP'li Bakan, ''Suyumuza Sahip Çıkacağız!''

İzmir'in en
önemli temiz su havzasından olan ve içme suyu ihtiyacının yüzde 40'ını karşılayan
Efemçukuru'nda şirketin 9 yıldır yarattığı kirlilik ve yol açtığı riskler yetmiyor gibi bir de
kapasitesi artırmasının kabul edilemez olduğunu belirten CHP'li Bakan, ''İzmirlinin sağlıklı
temiz su hakkı elinden alınamaz. Şirket, kentimizi terk edene kadar suyumuz ve toprağımız
için başlattığımız mücadelemizi sürdüreceğiz. Su yaşamdır, yarındır, gelecektir. Sahip
çıkacağız!'' dedi.


''GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKMAK İÇİN DAVAYA MÜDAHİLİZ''


Efemçukuru altın madeninin kapasite arttırmasına ilişkin İZSU’nun açtığı davaya avukatlar ve
yurttaşlardan oluşan ‘Efemçukuru için El Ele Hareketi’ sivil insiyatifi ile birlikte mücadele
edeceklerini belirten CHP'li Bakan,''İzmir’in en önemli temiz su havzalarından olan ve içme
suyu ihtiyacının yüzde 40'ını karşılayan Efemçukuru'nda Kanadalı Tüprag şirketi 9 yıldır altın
çıkarıyor. Şirket, 9 yıllık süreçte yarattığı kirlilik ve yol açtığı risk yetmiyormuş gibi bir de
kapasitesini 2,5 kat arttırmak için yaptığı başvurusuna ÇED olumlu kararı aldı. Bu kabul
edilemez. İzmirlinin temiz su ihtiyacı için hukuki mücadele başlatan İZSU'nun ÇED olumlu
kararının iptali için açtığı davanın 16 Ekim'de de keşfi var. Bizler, suyumuza ve toprağımıza
sahip çıkmak için İZSU'nun yanında yer alarak davaya müdahil olduk. Siyasi iktidarın yaşam
alanlarımızı sermayeye peşkeş çekmesine ve yaşamımızın devamlılığı için olmazsa olmaz
olan suyumuzu kirletmesine artık bir son vermek zorundayız'' diye konuştu.


''ALTIN MADENİ SUYUMUZU KİRLETMEYİ SÜRDÜRÜYOR!''


Bölgenin kayaç yapısı ve işletmedeki zenginleştirme işlemi nedeniyle maden işletmesinin ağır
metal kirliliği yarattığını, bu nedenle bölgenin yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının kirlendiğini,
yörenin bitki ve orman örtüsünün zarar gördüğünü; madeninin yarattığı kirliliğin 2015 yılında
Dokuz Eylül Üniversitesi'ndeki bilim insanlarının bilirkişi olarak bölgede yaptıkları
çalışmalar sonrasında hazırladıkları raporla da kanıtlandığını hatırlatan CHP'li Bakan,
sözlerini şöyle sürdürdü: İzmirlinin içme suyunun bu madenin faaliyetleri nedeniyle
kanserojen ağır metallerle kirletildiği 2015 yılındaki bilirkişi raporuyla da ortaya konmuştu.
Hatta bu rapor sayesinden İzmir 1. İdare Mahkemesi tarafından firmanın istediği kapasite
artırım talebi reddedilmişti. Aradan geçen bu 5 yıl boyunca maden çalıştı ve su havzasındaki
kirlilik artarak devam etti. Bu yaşanmamış gibi şimdi yeniden kapasite artırımı istiyor. Bu
kabul edilemez. Çünkü tespit edilen kirlenme, bölgenin çevre sağlığını geri dönüşü
olmayacak derecede bozacak ağır metal kirlenmesidir. Önce bunun farkına varmalıyız.
Efemçukuru su kaynaklarının ağır metal kirlenmesine maruz kalması halinde İzmir temiz
içme suyunu nereden ve nasıl temin edecek? Bu düşünülüyor mu? Elimizdeki zenginliği niçin
yok ediyoruz? İzmirlilerin suyunun, toprağının kısacası geleceğinin yok edilmesine karşı hep
birlikte mücadele edecek ve bu duruma son vereceğiz. Çünkü haklıyız ve kazanacağız!

''BAKANLIĞIN GÖREVİ, İZMİR'İN SUYUNU RANTA PEŞKEŞ ÇEKMEK Mİ?''


İzmir'in su havzası olan Efemçukuru'nda altın çıkarılmasını istemediklerini belirten CHP'li
Bakan, ''Yapılan bilimsel çalışmalarda da ortaya konulduğu üzere dünya genelindeki en
önemli sorunların başında su güvenliği geliyor. Ülkeler su güvenliği konusunda önemli
çalışmalar sürdürürken, ülkemizin de bu sorundan bağımsız olduğu düşünülemez. Zira
Türkiye sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir. Halen, kişi başına düşen su miktarı ile 'su
sıkıntısı çeken ülke' olarak kabul edilmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu'na göre, Türkiye
nüfusu 2030 yılında 100 milyona ulaşacaktır. Bu durum ise, ülkemizin 'su fakiri' olma
yolunda ilerlediğini gösteriyor. Hal böyleyken elimizde son derece önem taşıyan böyle bir
temiz su kaynağının altın madeni ile kirletilmesi kabul edilemez. Su fakiri olan İzmir'de içme
suyu ihtiyacının yüzde 40'ını sağlayan Tahtalı Barajı ile yaklaşık 300 bin kişinin içme suyu
ihtiyacını karşılayacak olan Çamlı Barajı'nın yapımına madenin hemen yanında olduğu
gerekçesiyle izin verilmezken Gördes barajından su getirilmeye çalışıyor. Ancak baraj yapım
sorunu nedeniyle tabanında su tutmuyor. Bakanlığın görevi, yurttaşın temiz suya ulaşmasını
sağlamak olmalı. İzmir'in suyunu ranta peşkeş çekmek değil! Ne olursa olsun, İzmirlinin
geleceğinin yok edilmesine izin vermeyeceğiz'' dedi.

Yorumlar (0)
21°
açık
banner202