20.11.2020, 12:11

2020 ...

2020 senelerdir biriken dertlerin evrensel sıkıntıya döndüğü yıl oldu. Evrensel akıl ile ona aykırı hareket edenler, bunun için ; ulusu, dini ve hatta mahalleyi kullanların seçim sandıklarından ve iş yapış şekillerine kadar giden ötekileştiren tutumları. Önce alttan alan ‘karşı’ taraf, sonra kendi içinde sertleşen ve ‘küresel’ olalım, yıkalım sınırları diyenler haline geldiler. Bu olanları bir tenis maçı gibi izleyip; insan dediğinin tek akıl, ahlak çeşmesinden akıp dünyaya yayıldığınına inanan ‘çok kimlikli’ ler.. onların temsili halen yok.

Doğa çökerse, iklim dengesi bozulursa, bir ülkenin sağlığı bozulursa , bir ülkenin dengesi çökerse olacak mülteci sorununu ’tüm dünyanın’ sorunu olduğunu bilenler… ama çok da sesi çıkamayanlar.. biraz azlıktan.. biraz ve aslında da , günlük kavgadan değil ; bizden önce olanın devamı oluduklarını, bizden sonra olacaklara bir bayrak taşıdıklarını bilmelerinden..Özellikle çocuk sahibi olduktan sonra , her sene 10 Kasım’da tam da bu son cümle ile yaşıyorum 9’u 5 geçeleri.. Atalardan aldığımız bir bayrak var.. bize emanet çocuklar.. o çocukların taşıyacağı bayraklar.. kendi düşünceleri, kendi doğruları, kendi dünyaları ve gelecekleri.. aslında bizi de büyüten; belki dışarıda değil ama içeride büyüten bunun bilinci..

Günün tarihi ve zamanından bağımsız aklıma düşüveren, 10 Kasımlarda net bir şekilde kalbimden bıraktığı izler ile gözüme yaş olan Atatürk’ün bana duruşu bu.

Ettiği sözlerden ; kendi ölümlülüğünü, önemsizliği, ama eser ve fikirlerinin dayanıklılığı; yaşadığı ve dokunduğu her coğrafyada bıraktığı sevgisi, bilimi kendine pusula etmesi , mutlak doğruya inanmaması, taassupa karşı duruşu… gençlere ve kadınlara inancı…

İlk paragrafımda yazdığım, 2020 de kapışan iki kutubu dışarıdan izleyen kitlelerin kendilerini en ait hissettikleri liderin Atatürk olması bundandır.. Vatanseverlik ile Dünya Vatandaşı olmanın ; ülkeyi severek çalışma ile, dünya insanlığı için bir şey yapabilmenin; ekmeğinin ve bilimin peşinde ; kökünü unutmadan her yerde dallarını büyütebileceğini inanların lideri..

Atatürk ; cumhuriyet dönemi iki bakanı , Mustafa Necati ve Hasan Ali Yücel öncülüğünde ; Türk gençlerini Promethe gibi bilgiyi alıp vatana getirme görevi vermiş; başarılı gençleri özenle seçilmiş yurtdışı fakültelerine göndermiş; ateşi alıp geldiklerinde, o ateşi topluma yaymaları için imkan vermiş.. ondan sonra da bir müddet devam etmiş. Bugün gurur duydugumuz pek cok egitim ve kultur kurumu; 1900larin basinda cok degerli insanlarini kaybetmis olmasina ragmen bu sekilde kurulmus, buyumus.

Büyük matematik dehasi Cahit Arf , Turk muzik kulturunun temel taslarindan Adnan Sayguna kadar onlarca Turk genci; Turk promethesi boyle yetismis.Degeli yazar Kansu Sarman’in “Turk Promotheler” kitabi her birinin hikayesini isliyor. Aslinda Ataturk’un hayali olan Cumhuriyet nesillerinin her bireyi bir Promothe. Iyi insan olan, olmaya calisan; girisimci olan, bilim yapan, icat cikaran, iscilik yapan, devletin memuru olan.. kulturunu sahiplenen, zenginlestiren , evrensel degerlere kucak acan..Evrensel hayaller kuran, evrensel dertleri kendine dert edinen...

Bu sene 09.05 her sene oldugu gibi huzunluydu..

Isci olarak birinci göçmen dalgası ile Almanya’ya gitmis “promethe” nin çocukları ; Turk kökleri ile; büyümelerini saglayan Alman sistemiyle; ama herseyden once “evrensel degerler ve bilimlerini surukleyen hur dusunceleri” ile evrensel bir derde ilk pansumani yaptilar. Bayram havasi evrensel köyümüzün her köşesinde hissedildi.

Bu sebeplerle.. 10 Kasımın göz yaşı, bize bu ülkede “hayal kurma” hakkini veren Cumhuriyet’in kurucusuna ve onun ebediyete kadar surecek etkisine gitti..

Komşunuzun hal hatirini sormayi unutmadan, dünyamızın tümünün farkında oldugumuz günlere.. sağlıkla..

Yorumlar (0)
açık
banner202