10.08.2019, 14:35

Sanatın Ruh Sağlığı Bozuklukları Üzerindeki Olumlu Etkileri

    Sanat, insanın yaratıcılığının, yeteneklerinin ve düş gücünün resim, heykel, mimari, tiyatro, müzik, edebiyat gibi belli başlı alanlarda dışavurumudur. Yaratılışı gereği insan üretmek ister, varlığını, var olduğu hissetmek için yaratmak, ölümsüzleşmek ister sanat bu noktada insanın en büyük yardımcısı olur.
    Sanat terapisi, bireyin sanatı yaratıcı bir şekilde kendilerini ifade etmeleri ve kendileriyle, başkalarıyla ve gerçekleriyle farklı iletişim kurmasını sağlamaktadır. Başta şizofreni olmak üzere diğer psikiyatrik bozukluklarda sanat terapisi en çok kullanılan yöntemlerden biridir. Psikiyatrik hastalıkların doğası gereği oluşan bilişsel yıkımlar, düşen hayat kalitesi, öz yeterlilik algısı üzerindeki negatif etkiler, damgalama ve toplumsal dışlanma gibi çeşitli faktörlerin negatif etkileri ortadan kaldırmada ya da en aza indirmede oldukça etkilidir.
İngiliz Sanat Terapisi Derneğine göre, sanat terapisini psikoz benzeri yaşantılar yaşayan insanların ve psikolojik anlamda bozulma görülen insanları desteklemek için  sanat ortamını birincil ifade ve iletişim şekli olarak kullanan bir psikoterapi şekli olarak tanımlamaktadır. Sanat terapisi, genellikle sanatın toplumsal bir iletişim aracı olduğu, grup ortamlarında gerçekleşir. Bu durum bireyin ait olma hissini de arttırır. 
Şizofreni hastalarında yapılan 10, 16 haftalık bir sanat terapisi uygulamasının klasik uygulanan tedavi ile karşılaştırıldığında sosyal etkileşim ve benlik saygısında iyileşmelerin gözlemlendiğini belirtilmiştir. Yapılan diğer bir çalışmada ise 15 haftalık bir sanat terapisi sonrasında zihinsel sağlık, yaşam kalitesi ve psikozda klasik uygulanan terapiye göre işlevsellikte bazı olumlu gelişmelerin olduğu rapor edilmiştir. 
Sanatın bir dalı olan ebru sanatı eş zamanlı olarak kaygı durum bozukluğu da geliştiren bir grup bipolar ve şizofreni hastasında uygulanmış ve bu iki grup sonrasında sağlıklı bireylerin olduğu grupla karşılaştırılmıştır. Hasta gruplarının kaygı seviyelerinde azalma ve sosyal becerilerinde gelişmeler rapor edilmiştir. Dahası sanat terapisi sürecinin öz farkındalığın artmasında da çok önemli olduğu belirtilmiştir. 
Bireyin davranışları üzerinde etkili olan bilişsel algılama faktörlerinden biride öz yeterliktir. Bireyin belirli performans düzeyini başarma kapasitesine ilişkin yargısı olarak da tanımlanmaktadır. Öz yeterlik algısı davranış benimseme, davranışa başlama ve değişimi sürdürmede çok önemlidir. 
Öz damgalama, şizofreni başta olmak üzere diğer psikiyatrik bozukluğa sahip hastalarda da görülmektedir. Öz damgalamanın psikiyatrik bozukluğu olan hastaların yaşam kalitesini ve benlik saygısı konularında negatif etkileri oldukça fazladır ve hayatlarının her alanını ciddi bir şekilde etkilemektedir. 
    Tüm bu bilgiler ışığında, sanat terapisinin şizofreni başta olmak üzere psikiyatrik bozukluğu olan hastalıklarda gerçekleşen öz yeterlik algısında ve bilişsel işlevlerde ki bozulmaları pozitif yönde değiştireceğini ve öz damgalamaya uğrayan hastaların hayatlarına damgalama yerine farkındalık katarak daha mutlu, güvenli, huzurlu bir şekilde yön verdiğini göstermektedir. Genel olarak sanat terapisi, önemli derecede hayat kalitesinde, sıkıntıyla baş etmede ve canlılık geliştirmede olumlu sonuçlar geliştiren çok etkili ve değerli bir yöntemdir.
 

Yorumlar (0)
banner110
14°
kapalı

escort istanbul

istanbul escort