Tarım bankacılığında farklı bir hikaye yazılıyor

Türkiye İş Bankası tarafından İzmir'de “Tarımda Teknoloji ve Sürdürülebilirlik” konu başlığı ile düzenlenen “İş'le Buluşmalar”, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran'ın katılımıyla yapıldı.

GÜNDEM 16.06.2022, 17:32
Tarım bankacılığında farklı bir hikaye yazılıyor

Türkiye İş Bankası tarafından İzmir'de “Tarımda Teknoloji ve Sürdürülebilirlik” konu başlığı ile düzenlenen “İş'le Buluşmalar”, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran'ın katılımıyla yapıldı. Teknolojinin desteği ile tarımda yazılan hikayeyi değiştirebileceklerine inandığını ifade eden Aran, “Hikayeyi değiştirmeye aday ne kadar beyin varsa o beynin ürettiklerini alıp İş Bankası olarak çiftçimizle buluşturmak bizim ödevimizdir” dedi.


Türkiye İş Bankası tarafından 2008 yılından bu yana düzenlenen, değişen ekonomi ve piyasa koşullarında bölgesel ve uluslararası fırsatların, yeni iş alanlarının ve sektörel gelişim fikirlerinin gündeme geldiği “İş'le Buluşmalar” toplantıları devam ediyor. İzmir'de düzenlenen toplantı ise İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran'ın katılımıyla “Tarımda Teknoloji ve Sürdürülebilirlik” konu başlığı ile yapıldı. Toplantıda konuşan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, teknolojinin desteği ile tarımda yazılan hikayeyi değiştirebileceklerine inandığını belirterek “Tarım, doğa risklerinden etkilenmeye son derece açık. Hala doğa olayları konusunda iklim değişikliği ile beraber kuraklık, yağış, sel, dolu, dondan etkileniyoruz. Bunun tarımsal alanda önüne geçebilmiş durumda değiliz. Bu hikayeyi değiştirmeye aday ne kadar beyin varsa o beynin ürettiklerini alıp İş Bankası olarak çiftçimizle buluşturmak bizim ödevimizdir” diye konuştu.



“Elimizi taşın altına koyuyoruz”


İş Bankası olarak tarımı, stratejik öncelikli alanların en üstüne koyduklarını belirten Aran, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bazı kavramlar vardır ki ne kadar konuşursak konuşalım o kavramın içini doldurmadıkça, somut eylemlerle o konuda iş yapmadıkça çok da büyük katkımız olamıyor. Ülke olarak tarımın önemini, tarımın ne kadar kritik olduğunu, ülkemiz için ne kadar stratejik olduğunu duyarak büyüdük. Tarım ülkesi olduğumuzu, tarım konusunda ne kadar artımız olduğunu konuştuk ama sanırım sadece konuştuk. Bunun hakkını vermede, bunu bugün farklı bir yere getirme konusunda önemli eksiklikler olduğunu görüyoruz. Elimizi taşın altına koyarak sektörde tamamlanması gerektiğini düşündüğümüz yerlerde tüm gücümüzle, varımızla yoğumuzla, Türkiye tarımında farklı bir hikaye yazılması için önümüzdeki dönemde İş Bankası'nı son derece aktif ve etkili olarak göreceğinizi ifade etmek istiyorum.”



“Bu fırsatı iyi değerlendirmemiz gerek”


Türkiye'nin tarımsal anlamda çok şanslı olduğunu vurgulayan Aran, “Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki tarım ülkesi olmamak, tarım konusunda başarı hikayesi yazmamak için ekstra çaba sarf etmek lazım. Bu fırsatı iyi değerlendirmemiz gerektiğine inanıyorum. Tarımı destekleme konusunda günümüz gerçeklerinin altını çizmemiz gerekiyor. Tarım arazilerimiz her geçen gün azalıyor. Tarımla uğraşan kişi sayımız her geçen gün azalıyor. Tarımla uğraşmaya gayret edenlerin dayanma gücü azalıyor. Tarımla uğraşmak, her geçen gün daha zor hale geliyor. Tarımda kullanılan tüm girdilerin fiyatları artarken, devlet bunların fiyatı artmasın diye elinden gelen gayreti gösterirken bütün oyuncular, artan fiyatla fiyat artırmama arasındaki baskı altında ezilenler ve harcadığından daha az kazanan çiftçilerimizin bir sonraki yıl nasıl geçineceğini düşünmesiyle geçen kısır bir döngünün içine giriyoruz” ifadelerini kullandı.



“Çok daha fazlası yapılmalı”


Zorluklara rağmen Türkiye'de tarım sektörünün cari fazla veren nadir sektörlerden biri olduğunu hatırlatan Aran, “2021 yılında 22.9 milyar dolar ihracatı ve 17.2 milyar dolarlık ithalatı ile 5.7 milyar dolar cari fazla veren sektörden bahsediyoruz. Tarım sektörünün son 10 yılına baktığımızda gayri safi yurt içi hasılasındaki payı, 2011 yılında yüzde 8.2 iken 2021 yılında 5.6'ya düşen bir tarım sektöründen bahsediyoruz. Yeni ekonomi modeli ile bir büyüme hikayesi yazarken, 2021 yılında ülkemiz gayri safi yurt içi hasılada yüzde 11 büyürken, yüzde 2.2 küçülen bir sektörden bahsediyoruz. Dolayısıyla tarımla ilgili pek çok vaatte bulunuyoruz ama sonuçlar, çok daha fazlasının yapılması gerektiğini gösteriyor. Kalkınma planlarımızda tarım politikası ile ilgili neler söylemişiz, 11. Kalkınma Planı'na kadar baktım. Bir tarım politikasından bahsediyoruz ama tarım politikası aslında o kadar güzel yazılmış ki; bunun altına eklenecek çok az şey var. Sanırım yazdıktan sonra rahatlıyoruz. Yapılanı takip etme ve ona ekleme konusunda kendimizi geliştirmemiz gerekiyor” diyerek 9. ve 10. kalkınma programlarından bazı maddeleri sıraladı.



“Tarım, özelliği itibariyle geleneksel finansala çok uygun değil”


Çoğu politika metnine bakıldığında çok az eksik bulunduğunu belirten Aran, politikalar oluşturulduktan sonra hayata nasıl geçirildiğini ve hedeflerin ne kadar tutturulduğu konusunda ciddi mesafe kat edilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye İş Bankası olarak bu yola girdiklerinde önce tarım bankacılığı ekibini oluşturduklarını söyleyen Aran, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım, teknoloji ve finansı birleştirmek üzere tarımsal teknolojilerde girişimci gücünü kullanmak isteyen girişimleri bulmak, çekmek, onu çiftçilerimizle buluşturmak için tarım konusunda hızlandırma programı oluşturduk. Tarımda bir şeyleri değiştirmek istiyorsak harcadığımızdan daha fazla kazanabilmek gerekiyor. Çiftinin kar etmesi gerekiyor. Daha az para harcayarak daha uygun maliyetlerle girdilerini alıp daha yüksek verimle satmaları gerekiyor. Tarım hala büyük oranda geleneksel yollarla yapılıyor. Burada teknolojinin desteği ile tarımda hikayeyi değiştirebileceğimize inanıyorum. Tarım, doğa risklerinden etkilenmeye son derece açık. Hala doğa olayları konusunda iklim değişikliği ile beraber kuraklık, yağış, sel, dolu ve dondan etkileniyoruz. Bunun tarımsal alanda önüne geçebilmiş durumda değiliz. Bu hikayeyi değiştirmeye aday ne kadar beyin varsa o beynin ürettiklerini alıp İş Bankası olarak çiftçimizle buluşturmak bizim ödevimizdir. Bu konuda hızlandırma programlarının çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Açtığımız Tarım İhtisas Şubesi ile bu konuda çiftçilerimizi teknoloji üretenlerle, en uygun finansman yöntemleriyle, finansal araçlarla buluşturacağız. Tarım, özelliği itibariyle geleneksel finansala çok uygun değil. Bu yüzden geleneksel yaklaşımlarla tarımın ihtiyacının karşılanması çok zor görünüyor.”



“Üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırız”


Ekonomik olarak iyi bir seviyeye gelinmeyip finansal olarak kalkınma olmazsa, tarımın ancak ekonomideki iyileşme kadar ilerleyebileceğini söyleyen Aran, Türkiye'nin kalkınmasıyla tarımdaki kalınmayı paralel götürmek gerektiğini kaydetti. Aran, “İş Bankası olarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırız. Etrafta yaşanılan gelişmeler, bu konuyu çok daha hızlı çözmemiz gerektiğini gösteriyor. Rusya-Ukrayna Savaşı, aslında gıda güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu ve kendi kendine yetebilmenin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Dünya önemli bir gıda krizini, gıda felaketini tartışıyor. Bu da nu konunun ne kadar yaşamsal olduğunu ve elimizi çabuk tutmamız gerektiğini gösteriyor. Umarım dünya açlıkla yeni bir krize gitmeden, gıda felaketi ile yüzleşmeden Türkiye'deki tüm kurum ve kuruluşlar olarak el ele bu zorluğun üstesinden geliriz. İş Bankası olarak tarım, tarımda sürdürülebilirlik, tarımda teknoloji ve finansın bir arada olması, Türkiye'de tarım bankacılığı konusunda farklı bir hikaye yazılması için çok önceden yola çıkmış olsak da somut adımlarla bugün yola çıkmış oluyoruz. Bu sebeple ilk Tarım İhtisas Şubesinin bir milat olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.



“Enflasyonu tek haneli seviyelere indirmemiz gerekiyor”


Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı İzlem Erdem de Türkiye'deki ekonomik gelişmeler üzerine şu sunumu yaptı: “İhracat miktar endeksimiz çok hızlı artarken, ihracat değer endeksinin yüzde 6'lar seviyesine indiğini görüyoruz. Daha çok ihracat yapıyoruz ama aynı ölçüde ihracat değeri artmıyor. Ülkeye katma değer kalmıyor ya da fiyatta iskonto yaparak bu ihracatı gerçekleştirebiliyoruz. İthalat miktar endeksi daha artıyor, buna karşılık daha az ithalata daha yüksek bedel ödüyoruz. İşte burası Türkiye'nin açmazı. Biz bu tabloyu değiştiremediğimiz sürede ekonomik sürdürülebilirlik, ekonomik istikrar anlamında da arzuladığımız sonuçlara ulaşmamız zor olur. Eğer enflasyon sorununa kalıcı olarak odaklanmak istiyorsak buradan başlamak zorundayız. Bunun başka bir açmazı ise burası yatırım gerektiren bir alan. Bu resmi değiştirmek istiyorsak daha çok yatırımcıya ihtiyaç var. Ne yazık ki yüksek enflasyon, önümüze çok ciddi bir sis perdesi koydu. Çünkü vade kavramımız tamamen sis perdesinin arkasına gizlenmiş durumda. Enflasyonun en büyük olumsuz etkisi, enflasyon seviyesi yükseldikçe enflasyona karşı önümüzdeki dönemde nasıl bir resimle karşı karşıya kalacağız, bunu bilemiyoruz. Bu büyük bilinmezle bugünden tüketme, bugünden maliyetleri yönetmek için daha fazla girdi alma gibi öncü tedbirleri beraberinde getiriyor. Ancak kaçınılmaz olarak bu seyirde önümüzdeki dönem enflasyonu yukarı yönlü taşıyor. Bu kısır döngü, vade konusunda da 6 ay sonra bile enflasyonun ne olacağını öngöremiyorsan yatırımları da kısıtlayan en temel unsur olarak karşımıza çıkıyor. Mutlak suretle enflasyonu tek haneli seviyelere indirmemiz gerekiyor. Enflasyon tek haneye inmeden Türkiye'de uzun vadeli yatırımları planlamak mümkün hale gelmiyor."



“İklim değişikliği ile mücadele etmemiz lazım”


Tarımda, gübre başta olmak üzere çok hızlı yukarı yönlü hareketlerin olmasının tarım sektörü açısından ilave bir risk faktörü oluşturduğunu belirten Erdem, şöyle konuştu: “Türkiye olarak çok önemli bir tarımsal alanımız var. Fakat sanayileşme ile beraber biz bu alanı ihmal etmişiz. 1998 yılında tarım milli gelir içerisinden yüzde 10'un üzerinde pay alırken, bugün geldiğimiz noktada milli gelir içerisinde tarımın payının yüzde 5.6'ya indiğini görüyoruz. Buraya daha fazla odaklanıp milli gelir yapısını mümkün olduğunca daha dengeli bir yapıya ulaştırmamız gerekiyor. Ne yazık ki iklim değişikliği gibi bütün dünyanın sorunu olan konu, bizi de önemli ölçüde etkiliyor. 2000 sonrasında Türkiye'de yaşanan sıra dışı olaylar, 1972'den bu yana yaşanan olaylarla kıyaslanamayacak kadar hızlı bir artış gösteriyor. Bu da bizim işimizi daha da zorlaştırıyor. İklim değişikliği ile de mücadele etmemiz lazım."



Hakan Güldağ'ın moderatörlüğünde düzenlenen toplantıda, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ve Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar da konuşma yaptı. Didem Eryar Ünlü'nün moderatörlüğünde yapılan panelde ise İş Bankası Tarım Bankacılığı Müdürü Kerem Akıner, tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, tarım editörü İrfan Donat, çiftçi Dr. Murat Salih, süt ürünleri işletmesi yönetici ortağı Murat Bolat tarım sektörü ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Yorumlar (0)
32°
az bulutlu
banner202