Dünyada gelişen yeni okul, öğrenme ve öğretmenlik anlayışı semineri

Seminerlerin ikincisi İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi ile birlikte yapıldı.

GÜNDEM 22.12.2020, 09:16
Dünyada gelişen yeni okul, öğrenme ve öğretmenlik anlayışı semineri

Seminerlerin ikincisi İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi ile birlikte yapıldı. İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Bilimleri Öğretim Üyesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi TARMER Müdürü Prof. Dr. Ömer Özyılmaz'ın İntagram üzerinden canlı olarak verdiği seminere 2 bin 400'e yakın öğretmen katıldı. Türkiye' nin birçok ilinden katılan öğretmenler yoğun ilgi ile semineri takip ettiler.


Prof. Dr. Özyılmaz, özel okulları çok önemsediğini belirterek, "Özel okullar eğitimde rekabet ortamı oluşturur. Rekabet de hem kaliteyi hem de gelişmeyi sağlayacaktır." dedi. Sözlerine eğitimde kullanılan iki yöntemi açıklayarak devam eden Özyılmaz, bunların "Mevcut sistem" ve "Mevcut olanı geliştiren sistem" olduğunu belirtti. Özyılmaz, "Önemli olan, 'Mevcut olanı geliştiren sistemdir' yani 'kuramsal sistem'. Bu eğitim kurumlarını canlı tutan, geliştiren güncel tutan bir çalışmadır. Eğer bu sistem olmazsa o okul gelenekselliğe bağlı kalır ileri gidemez. Gelişmenin devamını bu sistemle olur ve gelişmiş ülkelerde kullanılan sistem budur. Bu sistem ülkemizde zayıf durumdadır.'' dedi.



Gelişen okul nedir?


Prof. Dr. Ömer Özyılmaz, yeni okul ve geleneksel okul arasındaki farkı iyi kavramamız gerektiğini belirterek sözlerine bu iki okul arasındaki eğitim bakış açısını anlatarak devam etti: "Yeni okullar, yenilikçi, geliştirici okullardır. Adıyla da uygun şekilde her alanda yenilikler üretirler ve sürekli de gelişirler. Düşünen, üreten okullardır. Geleneksel okulda mevcudu devam ettirme alışkanlığı vardır. Herkesin her gün yapacağı işler bellidir, sadece iyi ya da kötü yapmasına bakılır, yeni bir şey üretilmez. Yeni okul ise mevcudu devam ettirmekle beraber öğrencisinden, yöneticisinden, öğretmeninden ve hatta velisinden de yenilik bekler. 'Ben ne üretebilirim?' sorusunun sürekli göz önünde bulundurması gerekir. Öğrencileri bir bütünlük içerisinde ele alır. Yeni okul anlayışında; öğrencinin düşünce, estetik, sanat, ve spor yani sosyal yönden gelişmesi önemsenir. Buna bütünsel gelişim diyoruz. Yeni okul kendini öğrencinin kafasına bilgi doldurma olarak görmez, okulu toplumla bütünleşmiş bir yer olarak görür. Öğrenciyi topluma hazırlar. Hayatın içinde, hayata hazırlar. Yeni okulda öğrenme ön plandadır. Geleneksel Okullarda ise okulda öğretme önemlidir. Geleneksel okulda bilgi doldurmak esastır. Yeni okul ise bilgi doldurmaz; yöntem kazandırırdır, yetileri kazandırmayı amaçlar. Yeni okula verilen ödevler öğrenciyi ölçmek için verilmez. O konuyu öğrensin diye verilir ve bunun ölçmesi davranışlarına bakılarak yapılır.''



21. yy. öğrencisi nasıl olmalı?


Prof. Dr. Ömer Özyılmaz, bu çağı hızlı değişim çağı olarak tanımladı. Her şeyin hızla değiştiği bu çağda öğrenci profilinin de aynı kalmasının imkansız olduğunu vurguladı. Bu yeni profili, geleneksel okulun dışında yeni bir anlayışla karşılamak gerektiğini söyledi.



Öğrenme


Geleneksel okullarda öğrenmenin yerine ezberleme olduğunu belirten Özyılmaz, öğrenmenin ise ilkeleri olduğunu söyleyerek bu ilkeleri şöyle sıraladı:


- Öğrenci öğrenmeye isteyerek ve etkin olarak katılmalıdır.


- Öğrenme, etkin öğrenme ile gerçekleşir. Hem içeriği hem süreci öğrenir. Zorla öğretilmeye çalışınca mekanikleşir ve ezberleme olur. Geleneksel okulda sonuç, yeni okulda süreç önemlidir. Süreç ihmal edilince öğrenme gerçekleşmez. Tabii k iyeni okulda süreç de ihmal edilmez, dikkatlice incelenir.


- Yeni okul öğrenci merkezlidir. Öğretmen de öğrenci merkezli biridir. Öğrenme öznel bir faaliyettir. Dıştan zorlanmayla gerçekleşmez. Zihinsel ve kavramsal değişme önemlidir. Öğrenme, öğrencinin zihnin oluşan aktif bir anlam oluşturma sürecidir.


- Öğrenme, yeni bilgileri öncekileriyle yoğurup zihinsel faaliyetlerle yeni bir anlam vermesine denir. Bilgiyi, yeniden şekillendirmedir . Yeni anlayışta kitaplardaki bilgi, bilgi ham maddesidir. Bizim, ürettiğimiz şeye bilgi diyoruz. Öğrenme aynı zamanda üretmedir.


aktarmak yerine, öğrenciye yöntemleri kazandırmak ve bilgiye kendisinin hazır hale gelmesini sağlamak.



Öğretmen


Prof. Dr. Özyılmaz, "Yeni okulda öğretmenin rolü değişiyor. Sadece bilgi aktaran değil, öğrencinin sosyal gelişimini takip eden, öğrencinin öğrenimine kılavuz olan, öğrenmenin yollarını keşfettiren kişi oluyor. Öğrenci, öğretmeniyle sürekli iletişim halinde oluyor. Öğretmen, öğrencinin anahtar becerileri elde etmesini sağlıyor. Bunlar; zihinsel/düşünsel beceriler, dili kullanma beceriler, sosyal beceriler ve kişisel karar verme seçim yapma becerileri. Yeni okul balık tutmayı öğretir, geleneksel okul balık verir. Yeni okulda öğretme, bilgiye bilime ve öğrenmeye canlı tutmak esastır. Öğretimi birlikte planlamak esastır. Öğrenme sadece okulda yapılmaz. Bizim eğitim sistemimizi sınav belirliyor. Yeni okulda sınava gerek yok, zaten süreç içerisinde öğretmen öğrenciyi takip ediyor. Geleneksel okulda sadece konu anlatılır. Konu anlatmak öğrencinin dikkatini çekmiyor. Bir sorun haline getirmek ve o konuyu sorun olarak aktarmak önemli olandır. Öğrenci öğrenmek üzere bir konuyu alıp, konsantre olursa ve sabrı da öğrenmişse öğrencinin şunu anlaması lazım: sen konuna odaklan ve onu çözmeye çalış. Öğrenci tarafından şunun bilinmesi lazım konuyu tamamlamadan başka konuya geçilirse hiçbir şey öğrenilemeyecektir. Birçok konuyla karışılacaksın bu karışılacağın konularda dikkat edeceğin husus hedefini unutmamandır." diye konuştu.


Prof. Dr. Özyılmaz, anlattıkları konuların uygulamada bir okulun veya öğretmenlerin yapabileceği bir iş olmadığını, bir sistem olarak yapılması gerektiğini belirterek, "Radikal Eğitim Kurumlarının yaptığı bu güzel seminer umarım Türkiye' de eğitimin radikal bir değişime uğramasına ve yenilikler getirir getirmesine vesile olur." diyerek sözlerini tamamladı.

Yorumlar (0)
13°
parçalı bulutlu
banner202