03.08.2019, 03:52

Bir nefes oksijen kaç gram altın eder?

Günlerdir yazılı ve sözlü basında ve sosyal medyada altın arama ve üretim faaliyetlerinin ülkemizin akciğerleri eşsiz doğal güzelliklere sahip Kaz Dağları’na verdiği zararı önlemek için kadın çoluk çocuk demeden genci yaşlısı herkes seferber olmuş durumda. Herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor ama başvuracağımız ve millet olarak hakkımızı arayabileceğimiz bir makam bile bulamıyoruz.

Yurdumuzun doğal güzelliklerini korumak ve zarar görmeden gelecek nesillere aktarmak hepimizin boynunun borcudur. Buna kimsenin itirazı olacağını sanmıyorum.

Biz altına karşı çıkıyoruz diye bize diyorlar ki siz ülkemizin zenginleşmesini istemiyorsunuz. Bizler sizin kafanızla gidersek, hep fakir kalacağız. Bu kafaları değiştirin diyorlar. Bence sizlerin artık kafa değiştirmenize bile gerek yok çünkü bu gidişle nefes alacak bir nefes oksijen, yiyecek temiz bir lokma yiyecek dahi bulamayacağız yakında.

 

Gerçekten de durum söylendiği gibi mi? Biz Türkiye’nin altın çıkartıp işleyip zenginleşmesini mi önlemeye çalışıyoruz acaba? Gelin altın bulunması ve işletilmesine ilişkin Kanadalı şirketle yapılan anlaşma hakkındaki “iddialara” bir göz atalım. Acaba Kanadalı (nedense son zamanlarda Hollanda’lı) Alamos şirketi ile yapılan anlaşma Türkiye’nin zenginleşmesi midir yoksa sömürülmesi midir, gelin bir inceleyelim:

Türkiye hükümeti ile Kanadalı firma arasında yapılan anlaşmanın detaylarına ulaşamadım. Böyle çok önemli bir konuda ülkemizin akciğerlerinin yok edildiği ve yeraltı zenginliğinin işlenip yurtdışına gönderileceği bir madenin işletilmesi için yapılan bir sözleşmeye internet üzerinden ulaşmak mümkün değil, başka bir yoldan ulaşmak da mümkün değil. Bu yüzden, bu konuda basında çıkan iddialardan öğrendiklerimizi dile getiriyoruz ancak. Bu yazıyı yazmamın bir amacı da eğer söylenenler doğru değilse, devletimizin bize doğruları aktarmasıdır. Doğruları bilmek, vergi ödeyen vatandaşlar olarak hepimizin hakkıdır.   

Buna göre,

- Kanada’nın Alamos firması Altın arama ve işleme işini almıştır. Türkiye’deki taşeronu Doğu Biga Madencilik firmasıdır. Her iki firmanın da yönetim kurulu başkanı aynı Kanada vatandaşı, John A. McCluskey’dir.

- TEMA’nın uydu fotoğraflarından saptadığına göre 195.000 ağaç kesilmiştir. Belki de daha çok kesilecek, bilmiyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yabancı firma adına hemen savunmaya geçmiş ve kesilen ağaç sayısı 13.500 demiştir. Ortaya çıkan çıplak arazilere bakıldığında Bakanlığın açıkladığından çok daha fazla ağaç kesildiğini anlamak için uydu fotoğraflarına bile gerek yoktur. Her şey açıkça bellidir.

- Bakanlık, maden arama ve çıkarma çalışmalarında siyanür kullanılmadığını söylemiştir. Doğrudur, maden aranırken ve çıkarılırken siyanür kullanılmaz. Ama madenin işlenmesi sırasında kullanılır. Bakanlık ayrıca maden işlemenin kapalı ortamda olacağını söylemiştir. Bunların doğruluğunu anlamak için Alamos firmasının ana yüklenicisi olan CH Consulting firmasının web sitesine bakalım. Bu sitede firma prosesi gayet güzel açıklamış. (http://www.chconsultants.com/tr/products ) Doğrudan o siteden alıntıdır:

Yığın Liçi uygulamasında kırılmış cevher özel uygulamalarla zemin yalıtımı sağlanmış, büyük liç alanlarına düzen içinde yığılırlar. Yığınların üzerine dağıtım ve damlatma boruları yardımı ile siyanür çözeltisi beslenir ve çözelti cevher taneleri arasından süzülür.”  Süzülen çözelti kıymetli metallerle yüklendikten sonra karbon emilimi için tanklara nakledilir.“  

Tam da yüklenici firmanın söylediği gibi, altın içeren kayaçlar kırılarak küçük parçalara indirilecek ve altı yalıtılmış büyük siyanür havuzlarında çözelti içinde çözündürülecektir. Bu havuzların üstüne bir örtü örterseniz belki bakanlığın söylediği gibi kapalı ortam olur ama bu havuzlar her zaman risk teşkil edecektir. Bu tür havuzların toprakla bağlantısını kesmek için membranlar kullanılır ama kimse bana kalkıp bu membranların yırtılmayacağı, delinmeyeceği garantisini veremez. Bu siyanürde çözündürme işleminin kapalı tanklarda da yapılabilmesi mümkün olsa da, tanklar da içinde malzeme veya kaynak hatası olabilen depolama kaplarıdır ve herhangi bir nedenle, delinebilir, çatlayabilir, patlayabilir. Sanayide bu kazaların örnekleri çoktur. Zaten yüklenici firma bu prosese “yığın liçi” diyor, (İngilizcesi “heap leaching”) herkesin anlayabileceği bir dille yazarsak: “yığın yapıp toplu olarak çözündürme”, yani prosesin tanklarda değil de toplu halde devasa havuzlarda yapılacağı anlaşılıyor. Başka türlü de mümkün değil. Zaten yukarda web sitesinden aldığım yazıda da yığın liçinden sonra karbon emilimi için tanklara alınacağı açıkça belirtiliyor. Önce değil!   

Ayrıca, sadece 19 yıl önce Romanya’da böyle bir altın madeninde bir kaza sonucu siyanürlü çözelti çevreye yayılmış ve 3500 km’lik nehir uzunluğu “ölü” ilan edilmiş, mikroorganizmalar dahil siyanürlü çözeltinin dokunduğu, balıklar, kuşlar ve o kuşları yiyen tilkiler dahil tüm canlılar yok olmuştur.    

- Altın üretim işlemi bittikten sonra tonlarca hacimdeki siyanürlü çözelti nasıl bertaraf edilecektir? (Bu arada dünyada siyanür kullanmadan altını çözen çözeltiler de var. Web sitesi: http://www.cnfreereagent.com/  TC Hükümeti sözleşmeye siyanür kullanılmaması için bu konuda herhangi bir madde yazmış mıdır?)  

Dünyada yapılan genel uygulama, siyanür çözeltisi içindeki altın, karbon tarafından

emildikten sonra, altın yükünü kaybeden siyanürlü çözeltiden klor gazı geçirilerek, kostik ilave edilip pH: 10-11,5’e ayarlanarak siyanür siyanata dönüştürülür. Tüm siyanür siyanata dönüştükten sonra bu defa pH değeri 8,5-9,0 arasına getirilerek siyanatın, karbondioksit ve azot gazına dönüşmesi sağlanır. Geriye tuzlu su kalır. (Bu tuzlu suyun Kaz dağlarının tepesinde nasıl bertaraf edileceği belirtilmiş midir?) Bu iki proses sırasında PH değerleri belirtilen aralıklarda olmazsa, havuzlardan zehirli siyanürlü klorür gazı çıkma olasılığı vardır. Bu gazın çıkmaması için proseste pH kontrolü çok iyi ve otomatik yapılmak zorundadır. pH ölçüm cihazlarının da arıza yapabileceği düşünülerek yedeklenmiş olması mutlaka şarttır. Yine de bu konu da bir risktir!

Merak ettiğim bir diğer konu da ÇED raporuna OLUMLU raporu veren bilim adamları bu riskleri bilmekte midir, yoksa bu raporu verirken bilmezlikten mi gelmişlerdir?    

 

Pek çok haber sitesinde aşağıdaki rakamlar da verilmektedir:

- 2400 ton Altın üretileceği söyleniyor. (Değeri yaklaşık 125 milyar usd)

- Bunun sadece %4'ü Türkiye’ye kalacak deniyor. Bunun değeri 5 milyar usd.

- Doğu Biga Madencilik 3 gün önce 865 milyon dolarlık teşvik almış.

- Ayrıca, bu şirket KDV ve Gümrük vergisinden muaf olacak. Kurumlar vergisinde hatırı sayılır bir indirim alacak. İşçilerin sigorta primlerine devlet katkıda bulunacak.

Bu verilen rakamların doğru olup olmadığını bilmiyorum çünkü bu konuda resmi bir açıklama yok maalesef.

Şimdi ben bir vatandaş olarak sormak isterim:

Her şeyden önce bu doğa harikası bölgemizin yok edilmesi pahasına bu değer mi?

Eğer mutlaka çıkarılacaksa (ki ben o görüşte değilim!) neden bu altını bizim devlet kurumumuz olan MTA çıkartıp işlemiyor ki 125 milyarın tamamı ülkemizde kalsın?

Diyelim ki olmadı mutlaka bu işi yabancılar yapacak. Neden sadece %4’ü Türkiye’ye kalıyor, (eğer doğruysa)? Neden hiç olmazsa yarı yarıya paylaşmıyoruz? Bu nasıl anlaşmadır? Bir devlet bu kadar ucuza kendi öz kaynaklarından vazgeçmeye neden razı olur? Nasıl bir de üstüne bu firmaya teşvik verebilir?

Altın çıkarıp işlenince, 2400 ton altının %4’ünü alınca ülkemiz zenginleşmiş mi oluyor yoksa kaybettiğimiz doğal güzelliklerimiz ve siyanürlü çözeltinin doğaya sızması riski veya siyanürlü çözeltinin bertaraf edilmesi sırasında açığa çıkabilecek siyanürlü klor gazı nedeniyle, daha da fakirleşmiş mi oluyoruz? Kanadalı firmanın zenginliğine zenginlik katacağını ise söylemeye bile gerek yok tabii ki.

Son olarak, “bir nefes oksijen kaç gram altın eder?”

Gelin dönün bu yanlıştan!  

NOT: Eğer firma yetkilileri veya onlar adına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yanıt vermek isterlerse kendilerine bu köşede yer vereceğimi bilmelerini isterim.  Burada bu projeye ilişkin verilen rakamları resmi belgelerden elde etmeye çalıştım ancak bulamadım. Bu yüzden, bu makalede internet basınında geniş biçimde yer alan rakamları kullandım. Eğer projeye ilişkin rakamlarda hata varsa, firma yetkilileri veya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı lütfen eposta adresime mesaj atarak doğru rakamları versinler. Bu köşede yayınlayacağıma söz veririm.

İletişim:kayhanyalci@gmail.com

Yorumlar (0)
16°
açık